Türkiye'nin Haberi, Türkiye'nin Haber Sitesi

10/9/2007 - İşte dünyaya böyle çarpacak

İşte dünyaya böyle çarpacak

9 Eylül 2007
İşte dünyaya böyle çarpacak 65 milyon yıl önce dinazorların yaşamını sonlandıran meteorlar bilgisayarda yeniden canlandırıldı.

DÜNYA'YA İŞTE BÖYLE ÇARPTI....

JAPONLAR'DAN FELAKET SENARYOSU

GELECEĞİ BEKLEYEN FELAKET BİLGİSAYAR ÜZERİNDE CANLANDIRILDI...


ABD'deki Colorano eyaletindeki Southwest Araştırma Enstitüsü'ndeki bilimadamları;genişliği 60 kilometre olan asteroidlerin  Mars ve Jüpiter arasında çarpıştığını ve dinozorların neslinin tükenmesine ise yüzde 90 ihtimalle dünyaya çarpan büyük parçacıkların yarattığı tsunamilerin yol açtığını açıkladı..Bilimadamlarının tahminlerine göre dev meteorlar Dünya'nın buzul çağına girmesine sebep oldu.

DÜNYA'DA YAŞAMIN BİTTİĞİ AN

Japon bilimadamları da dünyaya bir meteorun çarpması durumunda dünyada oluşacak felaketleri bilgisayar ortamında canlandırmıştı.


9 Eylül 2007


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

10/9/2007 - Atletizm geni bulundu

Atletizm geni bulundu
  10 Eylül 2007
Atletizm geni bulunduAtletizm sporcularının maraton gibi mukavemet koşusu mu, yoksa kısa mesafe sürat koşusu mu yapması gerektiğini belirleyen gen bulundu.

Bugüne kadarki en heyecan verici genetik buluşlardan sayılan "ACTN3" geni, süratli koşabilmeyi sağlayan güçlü kas liflerinin metabolizmasını kontrol eden bir proteini harekete geçiriyor.

Ancak dünya nüfusunun yüzde 18’i sözkonusu genin bu proteini bloke eden "R577X" adlı bir varyantına sahip. Ucu törpülenmiş olan bu varyant başarılı mukavemet koşucularında çok yaygın. Öte yandan en iyi sprinter atletler ise bu genin tam tersi olan "ACTN3" genine sahip.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

17/5/2007 - Zakkumcu doktoru ABD kaptı!

Zakkumcu doktoru ABD kaptı!
 
  Türkiye'de kıymeti bilinmedi, Amerika destek verip kanser ilacı üretti.

 

  • 1992'de, ABD'den, zakkumdan elde edilen 'Oleander' maddesinin bağışıklık 
  •     sistemini güçlendiren etkisi üzerine patent aldı.

  • 1995'te bu konudaki araştırma haklarını bir ABD firmasına verdi.
  • İlacın faz 2 çalışmaları devam ediyor.
  • Çalışmalar tamamlanıp sağlık bakanlığı onay verdiğinde, ilacı ABD'den ithal  
  •    edeceğiz.

  • İlaç Honduras'ta resmen satılıyor, İrlanda'da bazı şartlarda kullanma izni var.
  • Zakkumdan elde edilen ilaç, kanserin yanı sıra AIDS'e de iyi gelecek.
  •  

     

     
    Op. Dr. Ziya Özel

     

          Onu tüm Türkiye üçkâğıtçı, şarlatan, sahtekâr, yalancı gibi sıfatlarla hafızalara kazımışken, dünya 'Zakkumcu Ziya'ya, daha doğrusu Genel Cerrah Op. Dr. Ziya Özel'e 'insanlığın yararına büyük bir buluşun altına imza atmış değerli bir bilim adamı' gözüyle bakıyor.

     

         Her ne kadar, zakkum bitkisinin (Nerium Oleander) kanser hastalıkları üzerindeki olumlu etkileriyle ilgili çalışmaları Türkiye'de 'bir göz atılmaya' dahi değer görülmemiş olsa da, Op. Dr. Ziya Özel'in adı dünya çapında tıp literatürüne geçti bile.

         Zakkumun ekstresinden, yani hammaddesinden oluşturduğu ilaç, ABD'de, Texas eyaletinin San Antonio kentinde bulunan Ozelle Pharmaceuticals laboratuvarlarında üretilmeye başlandı. Texas Üniversitesi M.D. Anderson Kanser Merkezi, Cleveland Kanser Kliniği, Memorial Sloan-Kettering Kanser Merkezi gibi ABD'nin önde gelen tıp merkezlerinde bu ilacın etkileriyle ilgili ciddi klinik çalışmalar ise sürüyor. Klinik çalışmaların faz 1 denemeleri, FDA tarafından onaylanarak faz 2 çalışmalarına başlanmasına izin verildi; hatta Dr. Robert Bockowski başkanlığında Cleveland Kanser Kliniği'nde gerçekleştirilen ve zakkumdan elde edilen hammaddenin tümörlere karşı etkili olduğunu gösteren klinik çalışma, ABD'de Amerikan Klinik Onkoloji Cemiyeti'nin (ASCO) 2001 yılında düzenlendiği konferansta bile sunulmuş durumda.

     

        Dünya çapında, özellikle de ABD ve Avrupa'da birçok laboratuvar, ileride başta kanserli hastalara yarar sağlayacak olan bu ilacın piyasaya bir an önce çıkması için klinik çalışmaları sürdürerek adeta birbirleriyle yarışıyor, Dr. Ziya Özel'e de gelişmelerle ilgili düzenli rapor veriyorlar. Rapor vermek zorunda olmalarının nedeni ise zakkumdan elde edilen 'Oleander' adlı hammaddenin patentinin 1992 yılından beri Op. Dr. Ziya Özel'de olması. İrlanda'da bazı durumlarda ilacın kullanılmasına izin verilmişken, Honduras'ta ilaç resmen eczanelerde satılıyor...


    Peki tüm dünyadaki bu bilimsel çalışmalara öncü olarak gösterilen, ancak kendi ülkesi tarafından 'pratisyen hekim', hatta 'Zakkumcu Ziya' olarak dışlanan, mahkeme kapılarında 'süründürülen', yıllarca kanser hastalarını 'kandırmakla' suçlanan Op. Dr. Ziya Özel şu an nerede ve ne yapıyor? Bunu kimse bilmiyor. Çünkü o, artık herkese kırgın, herkese küskün, kimseyle görüşmüyor, telefonlara çıkmıyor, gazetecileri ise yanına bile yaklaştırmıyor. Artık hasta da bakmıyor, kâh Marmaris'te, kâh İstanbul'da, kâh Amerika'da yaşamını sürdürerek ilacıyla ilgili bilimsel gelişmeleri takip ediyor, Türkiye'nin bu ilacı üreteceği günleri değil de, maalesef milyar dolarlar vererek ABD'den ithal edeceği günleri üzüntüyle bekliyor...


    Op. Dr. Ziya Özel'le görüşebilmek için binbir yolu denedik, telesekreterine mesajlar bıraktık, onu tanıyan-tanımayan herkesten yardım istedik, belediye başkanını bile devreye soktuk, ama olmadı. Dr. Ziya Özel küskünlüğünü bozmadı. En sonunda İstanbul'dan kalkıp elimizde bir kutu çikolatayla Marmaris'teki evinin kapısını çaldık. Ve sonunda bizimle barıştı... İşte, hiç kimsenin ulaşamadığı Dr. Ziya Özel'in, Marmaris'teki evinin bahçesinde tam iki buçuk saat boyunca anlattıkları...

    -----
    Hedef bağışıklık sistemini güçlendirmek
     

    - Zakkumlarla ilgili çalışmalarınıza ne zaman başladınız?
     
    1970'te Muğla Devlet Hastanesi'nde başhekimlik yaparken, kanserli hastaların çokluğu dikkatimi çekti. O yıllarda kanserli hastaların coğrafi dağılımını da araştırıyordum, yani Türkiye'nin hangi bölgesinde hangi kanser türlerinin sık olduğunu. Aynı zamanda hafta sonları civardaki köylere gidip, oralardaki insanlarla temas kurarak, onların yaşantılarına bakardım. Bir gün, bir köyde cilt kanserli bir hastanın yarasını gösterdiler bana. Yaranın üzerine halk arasında 'ağı yaprağı' olarak bilinen, zakkum yaprağı sarılıydı. Bunun, azgın yaraya iyi geldiğini söyledi bana köylüler. Dolayısıyla ben de zakkumun kanserler üzerindeki etkisini araştırmaya başladım ve zakkumla ilgili ilk çalışmalarıma 1966'da başlamış oldum. Her türlü tedavi şansını kaybetmiş olan hastalarda bazı uygulamalar yaptım ve aldığım sonuçları 1973'de Ankara'da toplanan 4. Balkan Tıp Günleri toplantısında sundum. Toplantıda, elimde kanserli hastalara iyi geldiğini gördüğüm bir bitki ekstresi olduğunu, etkisinin, kanserde bugüne kadar kullanılan ilaçların etkisine benzemediği; saç dökmediği, kan değerlerini düşürmediği, sadece bazı hastalarda üşüme, titreme ve ateş gibi reaksiyonlar görüldüğünü anlattım. Ayrıca, ekstrenin yan etkisinin tıpkı aşıların yol açtığı yan etkilere benzediğini söyledim ve araştırma imkanı olan kuruluşların bu konuya eğilmelerini önerdim. Kongrede vermek istediğim mesaj buydu ama yerini bulmadı. Daha bir gün sonra "Olmaz böyle bir şey, Amerika bu işe Türkiye'nin bütçesi kadar para ayırıyor ve bir şey bulamadı. Sen mi bulacaksın?" diye üzerime yürüdü herkes. Ve bu işi bırakmam için her türlü baskıya maruz kaldım.
     
    - Neden bu işi bırakmadınız?
     
    İyi olmuş hastaları gördüğüm için bu konuyu bırakamadım ve çalışmalarıma devam etme ihtiyacı duydum. Yurtiçinde ve yurtdışında araştırma yapma imkanı olan yerleri aradım. Zakkumun hammaddesinin bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisini 1986 ve 87 yıllarında Sandoz laboratuvarı tespit ederek bana bildirdi. Basel'de düzenledikleri bir toplantıda zakkum hammaddesinin nasıl etki ettiğini, etki tarzını, yan etkilerini, zehirli olup olmadığını ve buna benzer her türlü sonuçları açıkladılar. Daha sonra Almanya'da çalışmalar yapılmaya başlandı ve sonuçlar 1990'da Bonn'da düzenlenen bir Uluslararası Farmakognozi Kongresi'nde açıklandı.
     
    - Oleander adlı zakkum ekstresinin patentini ne zaman aldınız?
     
    Patent için 1986 yılında başvurduk, ancak patentin çıkması 1992'yi buldu. ABD ve Avrupa dahil, dünyanın 28 ülkesinde zakkumun hammaddesi olan Oleander'in patentini aldım. Hem ABD'de, hem de Avrupa'da aynı anda çıktı. Avrupa'da merkezi Münih'te olan Avrupa Patent Merkezi var. Orada 12 ülkenin patenti birden çıkarıldı. 1995'in sonunda ise ABD'de benim adımı verdikleri 'Ozelle Pharmaceuticals' adlı bir firmaya araştırma haklarını verdim. Hâlâ da ABD'de araştırmalar yapılıyor zakkumla ilgili. Bu şirket ABD'de ilacın faz 1 denemelerini yaptı, faz 2 denemeleri ise şirket içindeki bazı anlaşmazlıklardan dolayı biraz gecikti. Ancak şu an o sorunları da aştılar ve faz 2 çalışmalarına devam ediyorlar. Kısa süre içinde bu çalışmaların da tamamlanacağını ve ilacın insanlığın hizmetine girecek şekilde geliştirileceğini umuyorum.
     
    - Patentin ne olduğunu bilmeyen profesörlerin bile var olduğu bilinen bir gerçek. Bu nedenle patentin ne olduğunu ve ne işe yaradığını anlatabilir misiniz?
     
    Patent, yeni bir buluşa verilen haktır. Bir buluşla ilgili patent aldıktan sonra 17 yıl süreyle patent sahibinin müsaadesi olmadan, hiç kimse o buluşu kullanamaz. Türkiye'de zannedildiği gibi bir dosya hazırlayıp ücretini ödeyen herkese verilen bir belge değil patent. Çok zor alınıyor. İlk olarak yetkililere bilgi veriliyor. Yani, patent enstitüsüne ilacın tarifini ve çalışmalarınızla ilgili bilgi veriyorsunuz. Daha sonra bu tarifi oradaki uzmanlar kendi laboratuvarlarına girip uyguluyorlar. Bütün bu masrafları da siz ödüyorsunuz. Bir de ABD'de bir dosya götürerek patent alınmıyor. Patenti takip edebilmek için ayrıca ABD kökenli bir patent avukatı da bulmak zorundasınız. Çünkü patent alınıncaya kadar sürekli yazışmalar oluyor. Tüm dünyada insanlar ilacım ile ilgili yaptıkları her araştırmayı bana rapor etmek zorunda.
     
    - İlacınızın çalışmaları henüz faz 2'de. Peki bir ilacın FDA tarafından onaylanabilmesi için kaç evreden geçmesi gerekiyor?
     
    FDA'nın kendine göre kuralları var. Faz 1 ve faz 2'den sonra faz 3 ve faz 4'ü tamamlamak gerekir. Ama FDA, ilacın kıymetine göre bu evreleri kısaltabiliyor. Israrla belirtmek istediğim bir konu var: Bu ilaç kanser ilacı değil. Bu ilaç, vücutta bağışıklık sistemini güçlendirme ilacı. Halkımız arasında yanlış biliniyor.
     
    - Öyleyse sadece kanser değil, AIDS gibi bağışıklık sistemini ilgilendiren birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir...
     
    Elbette. Örneğin bağışıklık sistemindeki bozukluklardan kaynaklanan, Behçet Hastalığı ya da AIDS gibi pek çok hastalıklar var. Ancak çalışmalar daha çok kanser üzerine. Honduras'ta bir klinik bu ilacı birçok hastalığın tedavisinde kullanıyor. Ancak bu klinik eskiden ilacı ABD'de bu ilacı üreten Ozelle Pharmaceuticals şirketinden alıyordu, şimdi almıyor. Çünkü bu şirket onlara yaklaşık 1 buçuk yıldır ilaç vermiyor. Vermedikleri halde ilacın oraya nasıl gittiğini merak ediyorum. Bir üçkağıt var ortada. Herhalde birileri kaçak üretiyor.
     
    - Honduras'ta bu ilaç resmen satılıyor mu?
     
    Evet. Özellikle de Honduras'taki Salud Integral adlı kliniğin çok ciddi çalışmaları var bu konuyla ilgili. Honduras'ta ilacın kullanılması ve eczanede satılmasına dair hükümet kararı var. Orada resmen satılıyor ve kullanılıyor. İrlanda'da da bazı şartlarda kullanma izni var.
     
    - Sizce ilaç ne zaman piyasaya çıkabilir?
     
    Bu, çalışmaların hızına ve başarısına bağlı. Faz 2 denemelerinin 2004'te biteceğini düşünüyorum. Daha sonra çalışmalar biraz daha yaygınlaşacak ve hızlanacak. Ayrıca FDA, bazı özel hastalıklarla ilgili çalışmalarda, bütün kurallar tamamlanmadan da, yani bütün aşamalardan geçilmeden de o ilaca onay verebiliyor. Belki de bütün prosedürler tamamlanmadan da FDA onay verebilir ve ilaç piyasaya çıkabilir.
     
    - Yurtdışındaki önemli çalışmalardan biraz söz edebilir miyiz?
     
    Yurtdışında en büyük çalışmayı ilk Sandoz bilim adamları yaptı ve zakkumla ilgili her şeyi onlar ortaya koydu. Daha sonra Almanya'da bir Türk-Alman araştırma grubunun birçok çalışması oldu. Bu çalışmalar da zaten 1990'da Bonn'da düzenlenen uluslar arası bir kongrede açıklandı. ABD'deki çalışmalar da başta Ozelle Pharmaceuticals olmak üzere birçok merkezde yapıldı. Özellikle de Texas Üniversitesi M.D Anderson Kanser Merkezi'nde ilaç ile ilgili çok çalışma yapıldı, hâlâ da yapılıyor. Cleveland Kanser Kliniği'nde ilacın faz 1 denemeleri yapıldı. Yani dünya çapında özellikle de Avrupa ve ABD'de yıllardır bilimsel çalışmalar yapılıyor. Yakın bir zamanda, inşallah çalışmaların faz 2 denemeleri de tamamlanacak.
     
    - Bu ekstre, özelikle hangi kanser türlerinde etkili?
     
    Kanser türünün hiçbir önemi yok. Bu ilaç bağışıklık sistemindeki sorunları düzeltmeye yönelik olduğu için belli bir kanseri hedeflemiyor. Bağışıklık sistemi, bir ilaçla tedavi edildiğinde kanserin de kesinlikle tedavi edilebileceğine dünya inanıyor, dünya biliyor. Bu, kanser hücresini öldürücü bir ilaç değil. Ancak henüz piyasaya çıkmadı, dolayısıyla çok net bir şey söylemek için henüz erken. Ben şu an heyecanla araştırmaların sonuçlarını bekliyorum ve içinde bulunduğum şartlar dolayısıyla da artık hasta kabul etmiyorum.
     
    - Sizi Türkiye'de destekleyen hiç kimse olmadı mı?
     
    Ben bugüne kadar en büyük desteği rahmetli Turgut Özal'dan gördüm. Bana bu bilimsel araştırmalar için ne kadar paraya ihtiyaç olduğunu sorduğunda, ben de 500.000 dolara ihtiyaç olduğunu söyledim ve örtülü ödenekten araştırmalar için bu para ayrıldı. Bu para Teşebbüsü Destekleme Ajansı'na verildi. Sadece bu araştırmalar için bu para harcanacaktı, ama o ajansın yetkilileri daha sonra değiştiğinde, maalesef para da başka şeyler için harcanıp yok edildi.
     
    - Peki bu ilacınız FDA tarafından onaylanıp, ABD'de piyasaya sunulduğu zaman Türkiye ne yapacak?
     
    ABD'den ithal edecek. 1976'da bu ilaçla ilgili Sağlık Bakanlığı'yla mahkemelik olmuştum. O zaman avukatım Burhan Apaydın müdafaasında şöyle demişti: "Ben buraya Dr. Ziya Özel'i müdafaa için gelmedim. İleride bu fakir millet bu ilacı yurtdışından ithal etmek mecburiyetinde kalmasın diye geldim" demişti. Ancak avukatımın ve benim uğraşlarım maalesef ciddiye alınmadı ve Türk milleti ciddi paralar ödeyerek bu ilacı yurtdışından getirmek zorunda kalacak.

    - Türkiye'de bir şirket bu ilacı üretemez mi?
     
    ABD'den izin alması gerekir. Çünkü ben araştırma yapmaları ve ilacı üretmeleri için bütün hakları onlara verdim. Türkiye bu hakkı zamanında istemedi. İyi niyetle, böyle bir ilacın insanların hizmetine sunulması için çaba harcadım, ama bundan bazı çevreler rahatsız oldu.

    2 YorumYorum yaz!Bağlantı

    17/5/2007 - Bilkent, yüzde 90 tasarruf yapan ’nano ampul’ üretti

     

    Bilkent, yüzde 90 tasarruf yapan ’nano ampul’ üretti

     

     

     

     

    Türk araştırmacılar, Edison’un icat ettiği ampule alternatif nanoteknoloji ürünü ışık kaynağı üretti.

    Bilkent Üniversitesinden araştırmacılar, geliştirdikleri "ayarlanabilir beyaz ışık" teknolojisiyle Edison’un ürettiği ampulleri yüzyıl sonra değişime uğrattı. Edison’un ürettiği ampuller ısıyı ışığa dönüştürürken, nanotekonoloji ile üretilen nanokristalli ledler ise elektrik enerjisini direkt ışığa çeviriyor. LED (Light Emitting Diode, Işık yayan Diyot) tabanlı ışık kaynaklarının ömrü 23 yıl sürecek ve otomobillerin aydınlatma sistemlerinde köklü değişiklere gidilecek.

    YÜZDE 90 TASARRUF: Yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlayan LED bazlı ışık kaynaklarının küresel ısınma sorununa alternatif çözüm getireceği belirtiliyor. Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü ve Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir ile öğrencileri Sedat Nizamoğlu, Tuncay Özel ve Emre Sarı’nın bu çalışmaları, dünyanın en prestijli dergileri arasında bulunan "NANOTECHNOLOGY" dergisinin 14 Şubat 2007 baskısında da kapak konusu oldu. Demir, başkanlığını yaptığı araştırma grubunun, nanokristal kullanarak beyaz ışık üretimini dünyada ilk kez ayarlanabilir renk özellikleri ile başardıklarını kaydetti. Demir, beyaz LED ışık kaynaklarının, geleceğin aydınlatma sistemlerinde geniş kullanım alanı bulacağını belirterek, çalışmalarındaki tasarım, modelleme, fabrikasyon, deneysel karakterizasyon ve kurumsal analizlerin tamamının Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezinde ve İleri Araştırma Laboratuvarında gerçekleştirildiğini kaydetti.

    LED TEKNOLOJİSİ: LED’lerin günümüzde ampulsüz trafik ışıkları, kamera, mikroskop ışık kaynakları gibi kullanım alanları olduğunu ifade eden Demir, şunları belirtti: "LED’ler, evlerimizde kullandığımız ampuller ve florasan lambalarının yerine geçecek. Edison’un ürettiği ampuller ısıyı ışığa dönüştürürken, nanotekonoloji ile üretilen LED’ler ise elektrik enerjisini direkt ışığa çeviriyor. Keşif, geleceğin iç mekan ve otomotiv aydınlatma fonksiyonlarını tamamen değiştirecek nitelikler taşıyor. Önümüzdeki 5 yılda arabaların dış aydınlatma işlevlerinin tamamının yeni üretilen ’beyaz LED’lerle gerçekleşeceği öngörülüyor. Kısaca Edison’un ampulleri ile aynı prensiple çalışan günümüz ampulleri, ilk üretildiklerinden yüzyıl sonra yerini nanoteknoji ile üretilen ’beyaz LED’ ışık kaynakları sayesinde değişime uğrattı."

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    11/5/2007 - Oral Seks Gırtlak Kanseri Yapıyor !..

    Oral Seks Gırtlak Kanseri Yapıyor !..

     

     

     

     

     

     

    Saygın bilim dergisi New Scientist dergisinde çıkan habere göre oral seks yapmak boğaz kanserini tetikliyor.

    11 Mayıs 2007 Cuma 10:54

    Ünlü bilim dergisi New Scientist dergisine göre yapılan yeni bir araştırma oral seksin alkol ve sigaradan daha tehlikeli olduğu öğrenildi. Araştırma da belirtildiği üzere hayatı boyunca 6 ve ya daha fazla oral seks partnerine sahip olan insanların boğaz kanserine yakalanma ihtimali 8 kat daha fazla

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    8/5/2007 - Jüpiter'in son görüntüleri

    Jüpiter'in son görüntüleri
    02.05.2007, 17:12

    Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, jüpiterin yeni görüntülerini yayınladı. Görüntüleri, Plüton'a gönderilen 'New Horizons' (Yeni Evrenler) adlı uzay aracı, yolculuğu sırasında kaydetti.

    Bilimadamları, görüntüler sayesinde, 700'den fazla bulgu topladı.
    Görüntüler, Jüpiter'in yapısı ile ilgili yeni araştırmalar yapmaya olanak tanıyor.
    New Horizons uzay aracının 2015 yılında Plüton'a ulaşması bekleniyor.
    CNNTÜRK

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    8/5/2007 - En büyük süpernova gözlemlendi.

    En büyük süpernova gözlemlendi.
    Bugün, 09:00

    Bilim adamları, şimdiye kadar gözlemlenen en büyük yıldız patlamasının yeni süpernova meydana getirdiğini açıkladı.

    AA-NASA tarafından yapılan açıklamada, güneşten 150 kat daha büyük olan SN200gy adlı yıldızın patlamasının, NGC 1260 gökadasında ve 240 milyon ışık yılı uzaklıkta meydana geldiği bildirildi. Süpernovanın, dünyadaki optik teleskopların yanı sıra NASA'nın Chandra Uzay Teleskobu'ndan gözlemlendiği belirtildi.

    Süpernova patlamasının uzun bir zaman önce olduğu, ancak ışığın kat ettiği yol nedeniyle geçen yıl saptanabildiği kaydedildi.

    California Üniversitesinden astronom Nathan Smith, Eylül 2006'da keşfedilen süpernovanın, şimdiye kadar gözlemlenen en güçlü ve en parlak yıldız patlaması olduğunu söyledi.

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    8/5/2007 - Uzun yaşam geni bulundu

    Uzun yaşam geni bulundu
    02.05.2007, 22:48

    Bilim adamları, kısıtlı miktarda yiyecek verilen hayvanların, fazla besin tüketenlere göre neden daha uzun yaşadıklarının anlaşılmasını sağlayabilecek önemli geni buldular.

    AA - İngiliz Nature dergisindeki habere göre, ABD'nin San Diego eyaletindeki Salk Instute'de görevli araştırmacılar, “yiyecekleri kısıtlanan hayvanların, sürekli yiyecek tüketen hayvanlara oranla nasıl daha fazla yaşadıkları” sorusuna yanıt bulmak için solucanlar üzerinde araştırma yaptılar.

    Araştırmacılardan Martin Holzenberger, PHA-4 adı verilen genin, uzun süredir yanıtsız kalan bir soruya yanıt verdiğini söyledi.

    Buluşun çok önemli olduğunu vurgulayan Holzenberger, “Yiyecek kısıtlaması ve yaşam süresinin artması arasındaki bağ, şu ana kadar anlaşılamamıştı. Yaşam süresinin artmasını sağlayan bu gen, diğer genlerin işlemesini de düzene koyuyor” dedi.

    Bir hayvana tükettiği besinin yüzde 70'inin verilmesinin, hayvanın yaşam süresini yüzde 20-30 artırdığını belirten araştırmacılardan Fransız Hugo Aguilaniu, yiyeceği azaltılarak dengeli bir rejime sokulan solucanın daha fazla süre yaşadığının belirlendiğini söyledi.

    Aguilaniu, bu gen bloke edildiğinde, solucanın yiyeceğinin azaltılmasının sonuç vermediğini, ancak genin etkisinin artırılması halinde, normal yiyecek verildiğinde bile solucanın daha fazla yaşadığını söyledi.

    Fransız bilim adamı, genin etkisinin artırıldığında, solucana verilen yiyeceğin de azaltılmasının hayvanın biraz daha fazla yaşamasını sağladığını belirtti.

    Amerikalı genetik uzmanı Gary Ruvkun da, PHA-4 geninin diğer tür canlılarda da bulunduğunu, bu nedenle bu buluşun insanların yaşlanmasıyla ilgili araştırmalarda yardımcı olabileceğini söyledi.

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    12/4/2007 - Milyonlarca İklimzede’ Uyarısı

     

    Milyonlarca İklimzede’ Uyarısı

     

     

    Brüksel’de biraraya gelen bilimadamları Cuma günü, küresel ısınma ve iklim değişiminin etkileri konusundaki en kapsamlı raporlarından birini açıklamaya hazırlanıyor.

    Bilimadamlarını en çok endişelendiren konulardan biri, artan sıcaklık değerlerinin insanlar üzerinde yaratacağı etki. Yayımlanacak raporda, küresel ısınma nedeniyle bazı bölgelerde yaşam şartlarının çok zorlaşacağının ve çok sayıda kişinin yaşadıkları bölgeleri terketmek zorunda kalabileceklerinin vurgulanması bekleniyor.

    Yardım kuruluşları, iklim değişiminden etkilenecek bölgelerde yaşayanların, bu sorunla nasıl başa çıkabilecekleri konusuna gereken önemin verilmediğinden şikayetçi.

    Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli’nde yeralan bilimadamları, küresel ısınmanın yaratacağı sonuçların çok açık olduğu görüşünde: Çöller genişleyecek, su kaynakları azalacak, beklenmedik ve aşırı meteorolojik olaylarda artış görülecek.

    Bu değişimin de en çok Asya ve Afrika’da hissedilmesi bekleniyor.

    Yardım kuruluşları, küresel iklim değişiminden en çok etkilenecek bölgelerde yaşayan insanların durumuna gereken önemin verilmediği görüşünde.

    Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Federasyonları’nın iklim değişimi merkezi başkanı Madeleen Helmer, gelişmiş ülkelerin iklim değişimiyle mücadele için gereken değişiklikleri yapma gücü olduğunu ancak diğer ülkelerin unutulduğunu söylüyor.

    “Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ve varlıklı ülkeler, sıcaklık dalgasına karşı hazırlanabilirler. Bu masraflı olur ancak yapılması mümkündür.” diyen Helmer, ama örneğin Hindistan gibi ülkelerde bu sürecin çok daha karmaşık olacağını, küresel ısınmadan en çok yoksul kesimlerin etkileneceğini vurguluyor.

    Sıcaklık değerlerinin küresel çapta yükselmesinin önemli etkilerinden biri, pek çok ülkede tarım ürünlerini yetiştirmenin güçleşecek olması.

    Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli bilimadamları, gıda sıkıntısı nedeniyle milyonlarca kişinin yaşadıkları yerden göç edeceklerini, “iklimzede” olacaklarını belirtiyorlar.

    Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli’nin taslak raporunda önümüzdeki 20 yıl içinde su sıkıntısının baş göstereceği, iklim değişiminin bir diğer sonucu olarak ortaya çıkacak seller nedeniyle ise her yıl on milyonlarca kişinin göç etmek zorunda kalacağı vurgulanıyor.

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    12/4/2007 - Canlı türleri listesi 1 milyonu aştı

    Canlı türleri sayısı 1 milyonu aştı

     

                  

     

     Bilimadamlarının yeryüzündeki tüm canlı türlerini listeleme çalışmalarının altıncı yılında türlerin sayısı 1 milyonu geçti.

    Araştırmacıların yayımladığı raporda, bugüne kadar listelenen türlerin sayısının 1 milyon 9'a ulaştığı belirtildi.

    Tüm dünyadan 3 bin biyologun yer aldığı projenin 2011'de tamamlanması ve türlerin sayısının 1.75 milyona ulaşması bekleniyor.

    Listede hayvanlardan bitkilere, küften mikroorganizmalara kadar bilinen her canlı organizma türü bulunacak.

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    Google
    <- Sonraki Haber ->

    www.haberturkiye.blogcu.com

    Güncel gelişmeler, Köşe yazıları, Yorumlar, Türkiye'nin en sıcak haberleri artık www.haberturkiye.blogcu.com da

    Haber Kategorileri

    Google